Bütün Saatlerin Sahibi Olmak…

2011-03-04 17:01:00

 (Karikatür : Dağıstan Çetinkaya) Bütün Saatlerin Sahibi Olmak… ‘Saatler vardır ki zorla elimizden alınır. Saatler vardır ki elimizden akıp gider. Hayatın büyük kısmı hiçbir şey yapmamakla, geri kalanı ise yapılması gerekenden başka şeyler yapmakla geçer. Bana bir insan göster ki zaman küçücük bir değer versin, bir günün anlamını bilsin ve her gün bir parça öldüğünün farkına varsın! O halde dostum, bütün saatlerin sahibi ol! Küpün dibinde kalanı idareli kullanmak iş işten geçtikten sonra tedbir almaktır. Zira sona kalan kısım, yalnız en az kısım değil, aynı zamanda en fena kısımdır.’ Seneca Odasında tüm saatlerin akrep ve yelkovanını sökmüş bir adamın posteri olan biri olarak ne büyük laflar peşinde koşuyorum yahu… Bütün saatlerin sahibi olmak , vay anasını dedirtiyor adama ne büyük arzu , ben itiraf ediyorum kendime evet istiyorum ama galiba her isteyenin sahip olamadığı bir şey bu hala sadece kendi zamanımın bile sahibi olamadığıma göre… Bugünümü hayal ediyorum… İş yerinde tonlarca aptallıkla uğraştıktan sonra haberlere bakayım diyorum sanki tüm insanlar kafayı yemiş, la yeter be diyesim geldi , yine mi “kör öldü badem gözlü oldu”… (vasiyetimdir ben ölünce içinizden geldiği gibi küfür edin hatta sadece küfür edin , ama asla yüzüme söylemediklerinizi arkamdan söylemeyin…) 3. sayfa haberlerinden ve uyutulmaya alışmış bir millete masallar okumaya alışmış aptalca magazinel haberlerden bahsetmiyorum bile… Ve daha neler neler… Ne şahane sahip olmuşum kendi zamanıma bile değil mi… Ama sanırım Seneca burada başka bir şeyden, farkındal... Devamı

Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın

2011-03-04 15:01:00

Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın, Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın, Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı; Beni bensiz bıraktın; beni sensiz bıraktın.   ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN         BEN SENİ SEVDİM Mİ  Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne Tuttum, ta içime oturttum seni Aldım, okşadım saçlarını, öptüm İçtim yudum yudum güzelliğini  Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette Bendeydi özlemlerin en korkuncu Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan, Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu  Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim Biri vardı ağlayan gecelerce Biri vardı sana tutkun; o bendim  Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük En solmayan güller açtı içimde Ömrümü değerli kılan bir şeydin Sen benim bozbulanık gençliğimde  Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya Bir çizgiye vardım seninle beraber Ve bir gün orada yitirdim seni Ben seni sevdim mi? Sevdim, ya sen beni?  ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN          ... Devamı

Ardından

2010-12-24 23:22:00

Ardından Geldim yine sana geldimSevdim seni dünya kadar Geldim yine sana geldimDağlar yolverin bana Gittiğin günden beriBekledim umutlaSustu radyomun sesiSöyle bana Gittiğin o gün vardı yaÇiçekler solduMeğer soracak ne çok şey varmış sana Geldim yine sana geldimSevdim seni dünya kadar Geldim yine sana geldimDağlar yolverin bana Gittiğin günden beriBekledim umutlaSustu radyomun sesiSöyle bana Gittiğin o gün vardı yaÇiçekler solduMeğer soracak ne çok şey varmış sana Tozpembe bir rüyaydıBize bizi anlattıYürüdü diyar diyarKanatlandı Kurtalan Ekspres ... Devamı

Sone 88

2010-12-21 22:24:00

Sone 88 Gün gelip artık bana değer vermez olduğunda, Senin yanında yer alıp kendime karşı çıkacağım, Hor görüp yüz çevirdiğini gördüğüm zaman bana; ...Haksızlık etsen de, senin hakkını savunacağım. En zayıf yanlarımı en iyi ben bildiğime göre, Çekinmeden açığa vurup arka çıkabilirim sana, Kusurlarımdan hangisi benim için en büyük lekeyse Beni kaybederken büyük şan kazanırsın aynı anda. Üstelik bu işte benim için de kazanç var; Çünkü seven düşüncelerim sana yöneldikçe daima, İster istemez kendime vereceğim zararlar, Sana yarar sağlarken, kat kat yarar getirecek bana. Öyle bağlıyım ki ben sana, öyle ki benim sevgim, Sen haklı olasın diye, her haksızlığı üstlenirim... William Shakespeare ... Devamı

MÜZİĞİN KUMAŞI

2010-12-19 22:29:00

MÜZİĞİN KUMAŞI Müziği dinliyoruz peki ya müziği giyiyor muyuz? Moda olan bir çok giyim tarzının müzik akımlarından kaynaklandığını söylemek sanırım abartılı olmaz. Ünlü modaevlerinin ilham almak için sokağa bakmaları da bunun bir göstergesi. Sokaktaki moda gerçek ruhu yansıtırken modaevlerinin kendi stilleri ile bağdaştırarak yaptıkları ise giyenlerin üzerinde bazen çok komik ve sakil durabiliyor. Şu anda şehir hayatımızda ‘trendy’ olan bir çok kıyafetin müzikten geldiğini ve bazılarımızın müziği bilmese de kumaşına çok yakın bir ilgi duyduğunu görebiliyoruz. Hippi, mod, punk, new-wave, rock, heavy metal, indie, goth, grunge, hip hop ve club müzik türlerinin kendine ait bir giyim tarzı var. Bu tarzlar kimi zaman bir protesto niteliğinde olabilirken kimi zamansa toplum içindeki yerinizi ve bir nevi etiketinizi belirleyen ‘dış’ faktörler. Son on senelik dönemde festivaller ve konserler sayesinde sokak yaşamında yavaş yavaş daha göze çarpmaya başladığı kesin. Müzikle büyüyen , müzikle öğrenen ve müziği kutsal kitabı gibi görenlerin duygularını ve manifestolarını bir şekilde dışa vurma ihtiyacı ülkemizin her bölgesinde en çok Rock ve Heavy Metal ve türevlerini dinleyenler arasında göze çarpar.Kendilerini bu kadar iyi ifade edebilen ve her daim tarzından ödün vermeyen bu grubu artık bakkalından taksicisine, ilkokula gidenlerden anneannelere kadar tanımayan yok, ‘rakçı’ hiç yabancı olmadığımız bir sıfat. Bizim kuşağımızın o yıllarda yaşamasak bile gördüğü ilk müzik-kıyafet stili herhalde Çiçek Çocukları olmalı. Komünlerde sonsuz huzur ve daima barış ilkeleriyle yaşayan upuzun saçları,boncuk kolyeleri,çıplak ayakları, renkl... Devamı

Albert Camus-Defterler

2010-12-19 00:32:00

‘aşkın öldürdüğü de olur , hem de kendinden başka hiçbir gerekçe olmaksızın.. birini sevmenin başkalarını öldürmek olduğu bir sınırı bile vardır.. bir bakıma aşk , kişisel ve mutlak suçluluk olmadan olmaz.. ama bu suçluluk yalnızdır.. aklın tanıklığından yoksun , ağır bir yüktür.. insan seviyorsa ,  yalnızca karar vermesi ve gerçek aşkın pek sonucuna yapayalnız karşılık vermesi gerekir.. bu serüven dolu yalnızlığı , insan isteksiz bir kalbe ve ahlaka yeğler.. insan kendinden korkar ve kendisi için korkar.. durumunu reddederek , kendini esirgemek ister.. başlıca kaygısı , suçluluğunun ağırlığını biraz dindirecek bir gerekçe aramaktır.. madem ki suçlu olmak gerekiyor , en azından , yalnız kalmasın..’ ‘onur pamuk ipliğine bağlıdır.. korunabilmesi genellikle şans eseridir..’ ‘mesleğim ve yeteneğim hakkında duyduğum korku.. sadık olmak uçurumdur , sadakatsiz olmak hiçliktir..’ ‘aşktaki ölçüsüzlük azizlere özgüdür , gerçekten istenen tek şeydir.. toplumlar , nefrette ürettikleri ölçüsüzlüğün dışında bir ölçüsüzlüğü asla üretemediler.. bu nedenle , onlara uzlaşmaz bir ölçü salık vermek gerek.. ölçüsüzlük , çılgınlık , uçurum , bunlar bazıları için , belli edilmemesi , ya da olsa olsa , yalnızca zihinde yaratılması gereken , gizler ve tehlikelerdir.. işte bu nedenle şiir sonsuz besindir.. gizlerin gözetimini ona emanet etmek gerekir.. herkese ait olan bir dilde yazan bize gelince , iki bilgelik olduğunu bilmek ve bazen , en yüksek düzeydeki bilgeliklerden birini bilmezden geliyormuş gibi yapmak zorundayız..’ ‘kendimi zorlasam bile beceremediğim ‘yala... Devamı

ya Açsın ya Aşık

2010-12-16 21:36:00

  Blues, alçak ve titreten bir soğuktur, Evet dinle şimdi. Mmmm... alçak, titreten bir soğuktur. Sen bunu hiç yaşamadın, umarım hiç yaşamayacaksın. Robert Johnson İnsanlar zor zamanlar hakkında konuşuyor, neden böyle yaptıklarını bilmiyorum. eğer insanların bazısı benim gibi olsaydı, onların iyi zamanlarda da hiç parası olmazdı. Lonnie Johnson Herkes blues'un ne hakkında olduğunu bilir, bazen onsuz yaşayamayacağın bir acıdır, bazen de onsuz yaşayamayacağın bir kadın. Gary Moore Bir keresinde bir otele kaydımı yapıyordum ve bir çift parmağımdaki 'Blues' yazılı yüzüğü gördü. Dediler ki, 'Blues çalıyorsunuz. O müzik çok hüzünlü' Onlara konser biletlerimden verdim, shovdan sonra yanıma geldiler ve dediler ki, 'Bir tane bile hüzünlü şarkı çalmadınız. Buddy Guy Benim için en büyük hediye, sadece büyük blues sanatçıları ile arkadaş olmak değil, onların nasıl çaldıklarını, nasıl blues söylediklerini, hayatlarını nasıl yaşadıklarını, evliliklerini nasıl yürüttüklerini öğrenmek ve onların çocuklarıyla zaman geçirmekti. Bonnie Raitt Blues müziği yaşamdır, bugün yaşamakta olduğumuz gibi bir yaşam, geçmişte yaşamış olduğumuz gibi bir yaşam, inanıyorum ki yarın da yaşayacağımız bir yaşam, çünkü insanlarla, yerlerle ve olaylarla ilgisi vardır. İnanıyorum ki, insanlar, yerler ve olaylar var olmaya devam ettikçe, Blues her zaman var olacaktır. Hiçbir erkek yoktur ki, kadınları sevmeyen, hayatında hiç bir kadına aşık olmamış olsun. Hiçbir kadın yoktur ki, erkekleri sevmeyen, hayatında hiçbir erkeğe aşık olmamış olsun. Ancak bazen işler çok da iyi gitmez. İşler kötü gittiğin... Devamı

Beni Deliler Anlar

2010-12-14 19:57:00

‘..Bu dünyayı izleyenlere bir halt yok. Açıkgözler için hiçbir şey yazmayacağım. Dünyalarını kaybetmişler için.. Kendim için yazacağım. Erken bunamışlara , hayalperestlere, çok acıklılara, bu dünyadan gitmek üzere hazırlık yapanlara yazacağım.. Yalnız aklını kaybetmişlerle bu dünyayı paylaşacağım. Aşktan aklını oynatanlara, şizofrenlere, aşırı romantiklere ve aşırı sadistlere. Delilere yazacağım..’   ‘Kimse önünü görmüyor. Herkes birbirini çiğniyor. Ne tuhaf değil mi? Kimse gittiği yeri bilmiyor. Herkes hayretle bunu birbirine soruyor. Herkes kendi kendine konuşuyor. Malum her insanın altında başka bir insan yatıyor. İnsan inanmak istemiyor. Biliyorsun hayatta her şey gizlidir. Her hadise bir sırdır. Başka ne yapabiliriz. Daha nasıl olabiliriz? Mutlu olmak için ne diyebiliriz? Bu yüzden herkes birbirine bakıyor ve herkes birbirinden şüpheleniyor.. Tek düşünebildiğim ve anladığım sözler bunlar. Aydınlıkta olan tek şey bilincim. Kendi kendimin önüne bir karartı gibi düşüyorum. Kendimin de düş olduğuna inanıyorum. Düş gördüğüme o kadar eminim ki, şu başkalarının hayatını görmesem. Kapalı perdelerin arkasında düş-uyku-korku geçiriyorum. Sanatımın düş olduğunu biliyorum. Birdenbire aydınlığa çıkınca deli oluyorum. Kimsenin suratını görmek istemiyorum. Benim yazdıklarımla bu suratların ne ilişkisi var? Düş görerek bir yandan da uyanık yaşayamam. Tek çelişkim insanlar. Dünya , benim. Her şey yalnızlığıma bağlı. Kimseyle bağ kuramam artık. Nasıl yaşayabilirim onların arasında hikayelerim gibi. Nasıl düşünebilirim Bilal Beyin not defterinde olduğu gibi, insanların arasında? Nasıl yerlerde emekleyebilirim? Benden şu dünyada beklenebilir mi yarattığım şeyler gibi ... Devamı

Charles Bukowski Röportajı

2010-12-12 18:18:00

‘Şarap ve klasik müzik eşliğinde yazıyorsunuz; neden jazz ya da rock değil ve esinlenmek için ne kadar şarap içmeye ihtiyaç duyarsınız? Jazz ve rock beni klasik müzik kadar yükseltmiyor. Klasik müzikte yüzyılların izi var bir kere. Daha çok kan , daha çok biçem.. yerinden kalkar yürür ve gitmiştir. Jazz sızlanıp durur. Rock ise daha gürültülü ve yapmacıktır, o büyük ve heyecan verici kumardan uzaktır.. Yazarken ufak ufak içerim. Bir şişe şarabı bitirmek iki saatimi alabilir. Bir buçuk şişeden sonra yazının kalitesi düşer zaten. Ondan sonra barlardaki sarhoşlardan farkım kalmaz; kendini tekrar eden sıkıcı bir ahmak.. Alkol, atlar ve daktilo benim gerçeklerden kaçış yollarımdır diyorsunuz; gerçekler sizin için nende bu kadar korkunç? Canınız çok mu yandı da şimdi herkesten kaçmaya çalışıyorsunuz? Gerçek herkes için hayli korkunç olabilir. Çoğu hayat mutlu değil. Çoğu insan hayatını nedensiz yaşar. Ya da nedeni başka kaynaklarda, başka yerlerde, başka kurumlarda ararlar. Kendine özgü ve doğal ruhların sayısı çok değil. Ben münzeviyim. İnsanlardan kaçıyorum çünkü ilgi alanları genellikle sınırlı ve bayağı, ayrıca kötü niyetli ve can sıkıcılar.. hayvanlar , öte yandan harikulade yaratıklar. Gözlerindeki ve beden dillerindeki güzelliği fark etmek yeterli. İnsanlar o kadar iyi görünmüyor, o kadar güzel ya da sahici davranmıyor.. Peki gerçeklerden kaçmak istiyorsanız kitaplarınızın çoğu neden otobiyografik ? Kitaplarımın çoğu neden mi otobiyografik? Neden sabahları başkalarının değil de  kendi ayakkabılarımı giyiyorum ? Neden komşularımın değil de kendi düşlerimi görüyorum ? Ben ... Devamı

JIM MORRISON

2010-12-12 17:58:00

Kollarında bir ada buldum, Gözlerinde bir ülke.. Zincirleyen kollarında, Yalancı gözlerinde.. Kır , yık , del , geç öte yakaya..’ JIM MORRISON (The Doors) ‘diyelim ki sadece gerçekliğin sınırlarını  deniyordum.. neler olacağını merak ettim.. hepsi bu : sadece merak..’ – JIM MORRISON   ‘bütün eğlenceler ölüm düşüncesini içerir..’ ‘uyku her gece içine dalınan okyanus derinlikleridir.. sabah uyanırsın üstünden sular damlayarak , nefes nefese ve gözlerin yanarak..’ ‘modern yaşam trenle bir yolculuktur.. yolcular pis kokulu koltuklarında alabildiğine dönüşüme uğrar ya da vagondan vagona sallanarak dolanırlar; bitmek bilmeyen bir dönüşümün esiri..’ ‘az veya çok hepimizi röntgencinin psikolojisiyle uyuşturulmuş durumdayız. Tıbbi ya da ahlaki anlamda değil , yaşam karşısındaki tüm fiziksel ve duygusal duruşumuzla.. ne zaman ki bu edilgenlik büyüsünü bozmaya çalışırız, davranışlarımız acımasızı , kontrol dışı ve çoğunlukla da tiksindirici , yürümeyi unutmuş bir yatalak gibidir..’ ‘filmler yapay olarak döllenmiş ölü fotoğraflar bütünüdür.. film seyircileri sessiz vampirlerdir.. film bir çeşit sahte ölümsüzlük bahşeder.. sinemanın çekiciliği ölüm korkusunda yatar.. seyirci ölmek üzere olan bir hayvandır..’ ‘sanatın , var olabilmek için seyirciye ihtiyacı olduğunu sanmak yanlıştır.. film gözler olmadan da oynar. seyirci ise onsuz var olamaz.. film onun varlığını garantiler..’ ‘film , ete batırılan bir iğnenin yabancı bir başkentte patlamalar yaratabileceği varlık zincirini aydınlatamadığı sürece bir hiçt... Devamı

İstemeyerek

2010-12-11 22:50:00

  kırarız birbirimizi incitiriz ahhhh istemeyerek istemeyerek seviliriz reddederiz severiz istenmeyiz ahh istemeyerek değişmek gerek oysa büyümek gerek düşlerimiz çocuk, kendimiz çocuk kaç aşktan kaç dostluktan kaç oyundan kovulduk istemeyerek kötü değiliz belki mızıkçıyız biraz yalancı neşeler saçma düşlerle avunduk kızdık mı küstük mü hırçınlaşırız.. MURATHAN MUNGAN ... Devamı

Galata Kulesi

2010-12-11 22:37:00

6 Haziran 1973Pırıl pırıl bir yaz günüydüAydınlıktı, güzeldi dünyaBir adam düştü o gün Galata KulesindenKendini bir anda bıraktı boşluğaÖmrünün baharındaBütün umutlarıyla birlikteParamparça olduBir adam benim oğlumdu... Gencecikti VedatIşıl ışıldı gözleriİçiBütün insanlar için sevgiyle doluyduÇıktı apansız o dönülmez yolculuğaKendini bir anda bıraktı boşluğaSöndü güneş, karardı yeryüzü bütünZaman durduBir adam düştü Galata KulesindenBu adam benim oğlumdu Açarken ufkunda güller alevdenÇıktı, her günkü gibi gülerek evdenKimseye belli etmedi içindeki yangınıYürüdü, kendinden eminSonsuzluğa doğruGalata Kulesinde bekliyordu ecelBir fincan kahve, bir kadeh konyakÖlüm yolcusunun son arzusu buyduBir adam düştü Galata KulesindenBu adam benim oğlumdu Küçüktü bir zamanKucağıma alır ninniler söylerdim onaUyu oğlum, uyu oğlum, ninniBir daha uyanmamak üzere uyudu Vedat 6 Haziran 1973Galata Kulesinden bir adam attı kendiniBu nankör insanlaraBu kalleş dünyaya inatŞimdi yine bir ninni söylüyorum onaUyan oğlum, uyan oğlum, uyan VedatÜmit Yaşar Oğuzcan ... Devamı

Kış Neden Var?

2010-12-11 12:20:00

  Olumsuz hava şartlarını seviyorum! Yüzlerimize çarpan yağmur, Kar, Fırtına… Olumsuzluklarımızı gizleyen Birer örtü adeta.   Balder Nasti ... Devamı

Aylak Adam Y.Atılgan

2010-12-09 21:45:00

‘güçlüğü umutsuzca zorlamak bile güzeldi..’ ‘çabuk kurtulma özgürlüğü insanın elindeyken kişinin dayanamayacağı kötü durum yoktu..’ ‘ya insanlar.. onların yaşamasında her şey ayrıntı. önemli olan yemek değil , yenecek yemeğin çeşididir ; giysi değil , giysinin çeşidi ; ayakkabının çeşidi. günlerin adı bile.. belli günlerde belli yaşamları vardır.. pazar günleri pazarlık yaşamalarını kuşanırlar, çarşambaları çarşambalık! hep ayrıntılar! paranın sayısı gibi.  güler’in mavi gözlü oluşu gibi..’ ‘yaman adamdı bu dilenci. insanların işten dönerken ucuza huzur satın aldıklarını biliyordu..’ ‘yoksa her şey ben olmadığım zaman, benim olmadığım yerlerde mi oluyordu.. ‘bir genç horoz konuşabilseydi ancak bu sesle konuşurdu. neden insanlar susmayı bilmiyor.. ‘o bilir. susulacak zamanı o bilir.’ birden içinde ona karşı dayanılmaz bir sevgi, bir özlem duydu. elini biri nerde çekti aldı.. yerinden kalktı. işte gidecek. filmi görmese de olur. sinemadan çıkarken yarın gelip yine beklemeyi kuruyordu. bu gece günlüğüne ne yazacak.. bu günü nasıl özetleyecek.. ‘bir horozun vakitsiz ötüşü’ diye yazsa olmaz mı..’ ‘doğru, hep başkayız. ayak bastığımız her yer dünyanın merkezi oluyor. her şey bizim çevremizde dönüyor..’ ‘……birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. içimdeki sıkıntı eridi……’   “……dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. tramvaylardaki tutamaklar gibi. uzanır tutunurl... Devamı

Aylak Adam

2010-12-09 21:28:00

  ‘..ben çoğu geceler içiyorum , dedi.. şakağımdaki ağrıyı duymamak için iştah açmak için falan diyorum ama değil , biliyorum.. bir çeşit umutsuzluktan kurtulmak için içiyorum.. belki kendi kendimden.. iki çeşit içen vardır.. biri, benim gibi, kurtuluşu içkiden beklemenin utancıyla içer.. bir de şu çevrendekilere bak.. bunlar neden içiyorlar ? toplum içinde yaşamanın baskısını, yükünü hafifletmek için.. çekinmeden bağırmak , yüksek sesle gülmek için.. dışarda bağırmak, kahkaha atmak yasaktır.. sokakta hiç gülmemek için burada gülerler.. böylesi az içer.. ya ben ? içiyorum da kurtulabiliyor muyum ? belki yalnız baş ağrısından.. - ya içmediğin zamanlar ? - o zaman ararım.. - hep arayacaksın sen. ya resim , ya kitap.. - tutamak sorunu.. insanın bir tutamağı olmalı.. - anlamadım.. - tutamak sorunu dedim.. dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde gider gibiyiz.. tutunacak bir şey olmadı mı insanlar yuvarlanır.. tramvaylardaki tutamaklar gibi.. uzanır tutunurlar.. kimi zenginliğine tutunur ; kimi müdürlüğüne ; kimi işine , sanatına.. çocuklarına tutunanlar vardır.. herkes kendi tutamağının en iyi , en yüksek olduğuna inanır.. gülünçlüğünü fark etmez.. kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım.. öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı.. herkesin, ‘veli ağanın öküzleri gibi öküz yoktur’ demesini isterdi.. daha gülünçleri de vardır.. ben toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü , sahteliğini , gülünçlüğünü göreli beri , gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum : ... Devamı

BİR TELEFON GÖRÜŞMESİ

2010-12-07 22:30:00

  BİR TELEFON GÖRÜŞMESİ -aklım kadar ötedeyim , sense benden beethoveen kadar uzakta tebliğ ediliyoruz sanki susuzluğa ve uykusuzluğa , sahi saat kaç -sahi sular vardı sular bizi korkusuzca sularlardı karanlıkta ilahi taşları sever gibi neden aradın beni , kaybolmadım ki arama bir daha , ararsan kaybolursun korkularında -ben kaybolursam sen sensizliğinden suçlu olursun , suçla avunursun herkes çekildi şimdi herkes yeniden çekilecek ve mavi bir şey kalacak ağzımda - bana ağzını ver ağzımla örteceğim içimdeki uçurumları , kimse düşmesin kimse üşümesin diye örteceğim ağzını dudaklarımla ceylanlar öldü mü martılar gömer çünkü onları uykulara - bunlar nasıl kolay kelimeler , kolay sesler , kolay yalanlar , kolay trajediler kolajı yarım bırakılmış , tasviri ertelenmiş ürpertiler beni arama bir daha - bir daha sen arama beni , beni arayacaksa polis arar sokaklarda it arar , düş arar keskin ve allahı olmayan bir cehennem arar kendimde bulacak olursa bir kırık ilhan irem plağı ver bana - hayır , asıl sen arama aranan ve bulununca ortadan kaldırılacak bir acıyım ben acıyan bir şeyim ağrının ortasında varlığından devasa elimdeki plakların bir yüzü silinmiş , sadece çığlıklar var orada - o zaman kimse aramasın bizi , seni de aramsınlar , beni de ulaşamasınlar tedirgin saldırganlığımıza içimdeki rüzgar kanıyor , kan rüzgardan değil efkardan akıyor ince ince - telefonu kapatmak zorundayım , biri kapıyı çalıyor gecenin bu yarısında belki birileri de binayı kuşattı , numarası silinmiş tüfekler var omuzlarında - omuz dedin , omuzlarımı da aramsın kimse , oradan uyumuştun birkaç kere delil bulurlar , deli bulurlar , bizi bulurlar belki omuzlarımda ... Devamı

Thomas Bernhard

2010-12-05 19:45:00

  ‘bu odalardan nefret ediyordum ve bu odakların içindekilerden nefret ediyordum ve evden dışarıya çıktığımda evin önündeki insanlardan nefret ediyordum , birden bu insanların hepsine aksi davranmıştım , oysa onlar benim yalnızca iyiliğimi istiyorlardı , ama işte zamanla bu sinirime ...dokunmuştu , hiç bıkmadıkları yardıma hazır oluşları birden beni derinlemesine itmişti.. çalışma odama kapanıp pencereden dışarıya diktim gözlerimi , kendi mutsuzluğum dışında başka bir şey görmeden dışarıya koşup herkese bağırıp çağırdım.. ormana koşup bitkin bir halde bir ağacın dibine çöktüm..’     ‘kuramda anlıyoruz insanları , ama uygulamada onlara katlanamıyoruz , diye düşündüm , onlarla çoğunlukla isteksiz birlikte oluyor ve onlara kendi bakış açımızla davranıyoruz.. oysa insanlara kendi açımızdan değil her açıdan bakmalı ve ona göre davranmalıyız , diye düşündüm , onlara öyle ...davranmalıyız ki, onlara önyargılı davranmadığımızı söyleyebilelim , ama bunu beceremiyoruz , çünkü gerçekten de herkese karşı önyargılıyız..’     ‘var olmak umutsuzluğa düşmekten başka bir şey değildir ki , dedi.. uyandığımda iğrenerek düşünüyorum kendimi ve başıma geleceklerin hepsi tüylerimi diken diken ediyor.. yattığımda ölmekten , bir daha uyanmamaktan başka bir isteğim olmuyor , ama sonra gene uyanıyorum ve korkunç süreç yineleniyor , yineleniyor sonuçta elli yıl boyunca , dedi.. elli yıl boyunca ölmekten başka bir şey düşünmediğimizi düşünerek gene de yaşıyor olmamız ve bunu tamamen tutarsız olduğumuz için değiştiremememiz , dedi.. çünkü biz kendimiziz acınacak olan , al&... Devamı

!

2010-12-05 02:21:00

Şikayet ettiğimiz yaşamımız bir başkasının hayalidir Fotoğraf:Göksin Varan Devamı

Kukla!

2010-12-05 01:47:00

  Oyumu kime atacağımı Akşam kaçta yatacağımı Çişimi nereye yapacağımı Nezaman güleceğimi Nereye gömüleceğimi Onlar Öğretti Kuklayım ben kuklayım! İpimi çekersiniz, oynamaya başlarım Düğmeme basarsınız, ağlatmayı becerirsiniz Devamı

Şaşırdım-Kaygısızlar

2010-11-26 22:21:00

ŞAŞIRDIM.. şaaaşırdım şaaaşırdım seni kaybettiğim gün şaaaşırdım ismi-ismi-ismini unuttum.. bu hayat boş , nasıl söylesem.. artık düşünmekten çok yoruldum, ismi-ismi-ismini.. sevgiler boş , nasıl söylesem.. artık yaşamaktan pek yoruldum sıkıldım yalnız yaşamaktan sıkıldım bitmeyen kavgadan sıkıldım eskiyen dünyadan durdum anıların yorgunluğunda tükendim büyük korkulardan tükendim her gün ağlamaktan tükendim hep seni anmaktan kaldım bunalımlar karanlığında ismi.. ism.. sessiz.. bunalıml.. karanlığı.. geçmez.. mutlulu.. geçmez.. sonund.. geçmez.. şaaaşırdım.. ne çıkar, düşse yıldırımlar ? ne çıkar , yağmasa yağmurlar ? ne çıkar , olmasa sabahlar ? ömrüm boyunca gülebilir miyim ? ‘yaşadım’ diyebilmeliyim ‘yaşadım’ diyebilmeliyim ‘yaşadım’ diyebilmeliyim yıllar sonra yıllar sonra hep o mutluluklarla şaaaşırdım.. şaaaşırdım.. .. KAYGISIZLAR..... Devamı

Yalnızlık

2010-11-22 21:59:00

  Yalnızlığı -birdenbire değil - ağır ağır yedim. İnsanın tüm yalnızlığını... Tüm iştahımla, her şeyini... Aklımın kapısını aralayıp içeriye daldım. İçeride ikizimle karşılaştım. Oysa ben bir dahi iken, ... Öyle sakin… ... Devamı

CHARLES BUKOWSKİ

2010-09-15 23:09:00

Yalnız kalmaktan daha kötü şeyler de vardır hayatta, ama genellikle bir ömür alır bunun farkına varmak, o zaman da çok geçtir, ve çok geçten daha kötü bir şey yoktur hayatta. Charles Bukowski Devamı

Halkın Ekmeği

2010-06-05 15:35:00

  HALKIN EKMEĞİ Bilin: Halkın ekmeğidir adalet. bakarsınız bol olur bu ekmek, bakarsınız kıt, bakarsınız doyum olmaz tadına, bakarsınız berbat. Azaldı mı ekmek,başlar açlık, bozuldumu tadı,başlar hoşnutsuzluk boy atmaya. Bozuk adalet yeter artık! Acemi ellerle yuğurulan,iyi pişirilmemiş adalet yeter! Yeter katıksız,kara kabuklu adalet! Dura dura bayatlayan adalet yeter! Bolsa insanın önünde ekmek,lezzetliyse, gözler öbür yiyeceklere yumulsada olur. Ama her şey bollaşmaz ki birdenbire... Bilirsiniz,nasıl bolluk doğurur ekmek: Adaletin ekmeğiyle beslene beslene. Ekmek her gün nasıl gerekliyse nasıl, adalet de gerekli her gün, hem o,günde bir çok kez gerekli. Sabahtan akşama dek,iş yerinde,eğlencede, hele çalışırken canla başla, kederliyken, sevinçliyken, halkın ihtiyacı var pişkin, bol ekmeğe, günlük, has ekmeğine adaletin. madem adaletin ekmeği bu kadar önemli, onu kim pişirmeli, dostlar, söyleyin? Öteki ekmeği kim pişiren? Adaletin ekmeğini de kendisi pişirmeli halkın, gündelik ekmek gibi. Bol,pişkin,verimli.  BERTOLT BRECHT ... Devamı

Kanli Basur Makinasi..

2010-05-29 15:19:00

  Kanli Basur Makinasi.. Beni bir tesadüfe bagla; yokum ki.. aslım yok benim fuzuli işgal ya da yanlış park durumundayım elbetteki şehrin çıkışından arıyorum seni hiçbir şey almadım yanıma ellerimi masanın üzerine bıraktım işine yararsa kullan, atabilirsin de... Sevişebileceğin, hükmedebileceğin birini bul hemen onu da tesadüfe bağla yok ki.. aslı yok onun da... nereye mi gidiyorum? ! tabi ya...güzel soru. güzel sorulara çirkin cevaplar vermeli güzel hüzünlere çirkin sevişmeler eklenmemeli... gideceğim yeri de tesadüfe bağla o da yok yolu yok onun da... seni sevebilmeyi öğrenmiştim bir nebze kendini salgılarından koru cocuk! Tanrıya kadar elveda... küçük İskender..... Devamı

Teknik Sayıklamalara Dair Master

2010-05-23 22:59:00

  Teknik Sayıklamalara Dair Master Akrebin planlarını altüst ettik hıncımızla: İçkimin içine tükürme! Bir kült olsun kuraldışı yaklaşımımız. Hiç kapımızı çalma insanoğlu;biz sevgilimle bu gece dışardayız! Sevda beklesin seni başucunda ölülerin krematoryumda harmanına kadar Ve saçların...korkma,çürümez Çünkü solmaz ki mumyalanmış papatyalar Hırçınsın: Zaten hangi yıldırım kibardır ki... Ukalasın: Yanan bir sirkten kaçar gibi hayvanlar... Küstahsın: Onu ben gizli bir telefon numarsı sayıyorum... Kibirlisin: Tahta çıkarken tökezler bütün çocuk padişahlar! Tecrübe beklesin seni başucunda birikimlerin isyanına kadar Ve hafıza..,korkma silinmez Çünkü zamanla değer kazanmaz ki terkedilmiş antika aşklar.. Küçük İskender... Devamı

Dudak Payı

2010-05-17 15:28:00

    Dudak Payı Çay bardağında Bırakılan dudak payı Kadar bile Uzak kalamam Gözlerine Yakın olsun isterim Ellerime ellerin Yanındaki beton binaya Yaslanması gibi Köhne bir evin Seni bir çivi Gibi çaktım Çünkü beynime Ve toplayıp Bütün kerpetenleri Attım denize   Sunay Akın ... Devamı

Yarın Cennet Olacak

2010-05-15 12:28:00

        Yarın Cennet Olacak   uyuyalım yavaşça, yarın cennet olacak kalırsak karanlıkta, gidersek ne olacak? ahh kucağına, ahh koşacağız, karanlığın. düşüncelerde senle ben anladık canım. şehrin sokakları bize ne kadar güldü? yastığımda başın güzel kolunda oyuncak. ve damarlarında kanın elim elinde uyuyalım yavaşca, yarın cennet olacak uyuyalım yavaşça, yarın cennet olacak kalırsak karanlıkta, gidersek ne olacak? ahh kucağına, ahh koşacağız, karanlığın. düşüncelerde senle ben anladık canım. şehrin sokakları bize ne kadar güldü? ağzımızda küfürlerse gönlümüz sevgi yaşadığımız bu toprak bizi sevdimi? uyuyalım yavaşca yarın cennet olacak   Karapaks   ... Devamı

ayrılıklar - birliktelikler

2010-05-09 21:01:00

    ayrılıklar - birliktelikler   ayrılıklar da emek ister birlikteliklerin istediği gibi   her ayrılık biraz gecikmiştir ama   kağıt üzerindedir  bazı ayrılıklar kağıt üzerinde bile değilken bazı birliktelikler   hiçbir yerde yazmayabilir bazı  kopmaz ayrılıklar her yerde yazarken çoktan kopmuş birliktelikler   silinmez izler kalabilir bazı ayrılıklardan tek iz kalmazken bazı birlikteliklerden...   düş hekimi yalçın ergir   ... Devamı

Gülüşün Eklenir Kimliğime

2010-05-08 02:23:00

  Gülüşün Eklenir Kimliğime Gün biter gülüşün kalır bende anılar gibi sürüklenir bulutlar Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır yarım kalan bir şiir belki de Aykırı anlamlar arayıp durma güz bitip sular köpürür de kapanmaz gülüşünün açtığı yara uçurum olur zaman her gece Her gece yeni bir savaş baslar acı ses olur, ses deli yağmur Sığındığım her yer adınla anılır ben girerim sokağı devriyeler basar Bir de gülüşün eklenir kimliğime.   Ahmet Telli ... Devamı

Aşk Bitti

2010-05-06 19:12:00

    Aşk Bitti Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da Uzun bir hastalık gibi Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi Bitti. Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim Belki bir yağmur yağar akşama doğru Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım Aşk da bitti diyordu ya bir şair Aşk bitti işte tam da öyle   Ahmet Telli ... Devamı